ABD yönetimine iletildiği belirtilen gizli İran raporu, ülkede haftalardır süren protestoların rejim açısından geri döndürülemez bir sürece girdiğini ortaya koyuyor. Washington kulislerinde “rejim değişimi fırsatı” ifadesi giderek daha açık biçimde telaffuz ediliyor.
Protestolar rejimin geleneksel tabanına yayıldı
Ocak ayı başında İran’da derinleşen ekonomik krizle başlayan kitlesel protestolar, kısa sürede yalnızca büyük şehirlerle sınırlı kalmadı. Kırsal bölgeler ve rejimin geleneksel destek tabanı olarak görülen alanlara da yayılan gösteriler, Tahran yönetimi açısından ciddi bir alarm durumuna işaret ediyor. Reuters’a konuşan kaynaklara göre, güvenlik güçlerinin sert müdahalesi sonucunda hayatını kaybedenlerin sayısının 2.600’ü aştığı tahmin ediliyor.
Bir ABD’li yetkili, Middle East Eye’a yaptığı değerlendirmede önümüzdeki dönemin risklerine dikkat çekerek, “Şehit anmaları, Ramazan ayı, 1979 İran Devrimi’nin yıldönümü ve Nevruz aynı zaman dilimine giriyor. İran’da bu tür dönemlerde tansiyon her zaman yükselir” ifadelerini kullandı.
“Bu bir geçici durgunluk olabilir”
Stimson Center Orta Doğu Programı Direktörü Randa Slim, mevcut tabloyu kalıcı bir istikrar değil, geçici bir sükûnet olarak değerlendirdi. Slim’e göre Donald Trump, İran’daki mevcut rejimin uzun vadede ayakta kalamayacağı kanaatini taşıyor. Washington’daki değerlendirmelerde, protestoların bastırılsa bile yeniden ve daha güçlü şekilde ortaya çıkacağı görüşü öne çıkıyor.
Washington’da ‘kontrollü gerilim’ stratejisi
Eski bir ABD’li üst düzey yetkili, Trump’ın dış politika anlayışını “gerilimi yükseltip düşürme sanatı” olarak tanımlıyor. Aynı kaynak, “Trump ısıyı artırır, ardından düşürür. Acele etmeye gerek görmüyor. Yönetim, protesto dalgasının geri döndürülemez olduğuna ve bunun rejim değişimi açısından bir fırsat sunduğuna inanıyor” değerlendirmesinde bulundu.
ABD’nin olası askeri planlamalarında ise Devrim Muhafızları ve Besiç güçlerine ait üslerin öncelikli hedefler arasında yer aldığı belirtiliyor.
“Askeri müdahale gizli operasyonları sekteye uğratabilir”
Yakın zamana kadar İran dosyasında görev yapan eski bir Pentagon yetkilisi, Washington’un neden bekleme stratejisi izlediğini şu sözlerle açıkladı:
“Sahada yalnızca bizim değil, başka devletlerin de gizli operasyonları var. Bu unsurlar protesto sürecini yönlendiriyor. Şu aşamada atılacak doğrudan bir askeri adım, bu süreci kesintiye uğratabilir.”
ABD yönetimi İran içinde yürütülen herhangi bir gizli faaliyeti resmi olarak kabul etmiyor. Ancak İsrail’de yayın yapan Channel 14, protestocuların yabancı aktörler tarafından silahlandırıldığı yönünde iddialar ortaya attı. Washington Post ise güvenlik güçlerinin ‘Hamaney’e ölüm’ sloganlarına gerçek mermiyle karşılık verdiğini gösteren görüntüleri doğruladığını duyurdu.
Bölgesel askeri hazırlıklar hızlandı
Stratejik düzlemde ABD’nin beklemesi için askeri gerekçeler de bulunuyor. USS Abraham Lincoln uçak gemisi görev grubunun Güney Çin Denizi’nden Orta Doğu’ya intikalinin yaklaşık bir hafta süreceği belirtiliyor. Aynı zamanda Washington, olası bir İran karşı saldırısına karşı bölgedeki üslerini ve İsrail’i hazırlamak zorunda.
Hatırlanacağı üzere Haziran ayında İran, İsrail’i 500’den fazla balistik füze ile hedef almış, bazı füzeler Tel Aviv’e isabet etmişti. ABD’li yetkililer, Patriot PAC-3, SM-3 ve THAAD gibi hava savunma sistemlerinde stokların sınırlı olduğunu kabul ediyor.
New York Times’ın haberine göre İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Trump’tan İran’a yönelik olası bir saldırının ertelenmesini talep etti.
“Bu kez İran daha sert karşılık verebilir”
Uzmanlar, İran’ın nükleer tesislerine yönelik bir saldırı halinde Tahran’ın daha agresif bir yanıt verebileceği görüşünde. Daha önce Katar’daki el-Udeid Üssü’nün önceden haber verilerek hedef alınması “kontrollü misilleme” olarak yorumlanmıştı. Ancak bu kez senaryonun farklı olabileceği vurgulanıyor.
Analistlere göre İran, ABD üslerini doğrudan hedef alabilir ya da küresel petrol taşımacılığının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidini hayata geçirebilir.
Körfez ülkelerinden Washington’a fren
ABD’nin Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye başta olmak üzere bölgedeki müttefiklerinden gelen baskıların da Trump yönetimini yavaşlattığı belirtiliyor. Körfez ülkeleri, Nisan 2025’ten bu yana ABD savaş uçaklarının İran’a yönelik saldırılar için hava sahalarını kullanmasına izin vermiyor.
Randa Slim’e göre Washington’un Körfez’i “yatıştırma” çabalarının arkasında yalnızca güvenlik değil, yapay zekâ çip ihracatı ve Trump ailesinin bölgedeki ticari ilişkileri de bulunuyor.
Washington Institute’tan David Schenker ise mevcut süreci şu sözlerle özetliyor:
“Verilen belirsiz güvenlik taahhütleri ABD’ye manevra alanı sağlıyor. Yapılan her hazırlık, nihai olarak bu saldırının zemininin oluşturulduğunu gösteriyor.”