Mehmet Akif Ersoy’un tutuklanması, güvenlik çevrelerinde sıradan bir adli işlemden öte, İran istihbarat ağlarına yönelik kapsamlı bir operasyonun parçası olarak değerlendiriliyor. Emniyet ve istihbarat kaynaklarına göre söz konusu operasyon, yalnızca Türkiye içinde değil, bölgesel ölçekte de önemli yankı uyandırdı.
Güvenlik birimlerinin Ersoy’u yaklaşık 12 yıldır teknik ve fiziki takibe aldığı, bu sürecin Türkiye’de İran yanlısı bir ideolojik ve örgütsel yapılanma oluşturma şüphesiyle yürütüldüğü öne sürülüyor. Yetkililere göre tutuklama, ani bir gelişme değil; uzun süreli istihbari çalışmanın nihai aşaması olarak planlandı.
Dosyanın dikkat çeken bir diğer boyutu ise Ersoy’un adının, geçmişte Türkiye gündemini sarsan Selam–Tevhid soruşturmasında da yer alması. Bu durum, soruşturmanın yalnızca bireysel değil, ideolojik ve uluslararası bağlantıları olan daha geniş bir çerçeveye sahip olduğu yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor.
Öte yandan, Mehmet Akif Ersoy’un babasına ait olduğu belirtilen ve İranlı General Kasım Süleymani’yi öven videoların sosyal medyada yeniden gündeme gelmesi, İran bağlantısı iddialarını daha da tartışmalı hâle getirdi. Güvenlik kaynakları, bu tür içeriklerin dosyada yer alan ideolojik ve siyasal bağlamı destekleyen unsurlar arasında değerlendirildiğini ifade ediyor.
Yetkililer soruşturmanın çok yönlü biçimde sürdürüldüğünü, yargı ve istihbarat boyutlarının birlikte ele alındığını belirtirken, dosyanın Türkiye’nin ulusal güvenliği açısından kritik bir çerçevede ele alındığı vurgulanıyor.